“… böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir...” Enfâl Sûresi, 16. Ayet Manhattan sokaklarındaki kovalamaca… BM Genel Kurul binasının birkaç yüz metre ötesinde… Nükleer kıyamete ise üç dakika mesafede... Rusya’da bir nükleer tesis, kısa bir süre önce… Gizemli bir askerî kamyon gecenin ilerleyen saatlerinde Mayak Tesisi’nin ana kapısının önünde aniden durur. Rus askerî kıyafetleri içindeki dört adam, kamyondan inerek güvenlik görevlilerini öldürür. Kamyondan inen Çeçen komandolardan oluşan timler, Rusya’nın en büyük nükleer tesisinin arazisine girer. Otuz dakika sonra, Çeçen timler nükleer depolama tesisinden iki kutu yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumla ayrılır… Medeniyetin beşiği Mısır, yıllar önce… Yedi yaşındaki Ahmed İbn Barakah, Şeyh Saad’ın rehberliğinde barışçıl, yardımsever ve kâfirlere karşı hoşgörülü bir din olan İslam’ın temellerini öğrenen zeki bir çocuktur. El Ezher Üniversitesi’nin himayesindeki medreseye yeni bir öğretmenin, Eymen bin Katada’nın gelmesiyle her şey değişir. Çünkü Eymen’in İslam anlayışı farklıdır ve kâfirlere karşı cihadı İslam inancının merkezine koyar. Uzun süre bu iki İslam anlayışı arasında kalan Ahmed, zamanımızın en büyük kâbusuna dönüşecek bir seçim yapar… Manhattan, günümüz… CIA tarafından ele geçirilen bir El Kaide mesajı, Washington’ı alarma geçirir. Bilim ve Teknoloji Dairesi Başkanı Frank Bellamy, dünyaca ünlü kriptolog Tomás Noronha’nın yeteneklerinin ve özellikle de İslam hakkındaki derin bilgisinin, CIA’in ulaşmayı başardığı şifreli mesajı deşifre etmek için çok önemli olduğuna inanmaktadır. Ya El Kaide’nin elinde atom bombası varsa? Allah’ın Gazabı, içinde yaşadığımız dünya hakkında, zengin bir şekilde belgelenmiş, en küçük ayrıntısına kadar dikkatle araştırılmış ve hatta eski bir El Kaide üyesi tarafından gözden geçirilmiş bir roman. Ahmed’in hayatı aracılığıyla radikal İslamcıların dünyasına giriyor ve onların kim olduklarını, ne istediklerini ve ne kadar büyük bir tehdit oluşturduklarını anlamanın anahtarlarına ulaşmaya başlıyoruz. Bu sayede onların Kur’an’ı nasıl radikal bir şekilde yorumladıklarını görebiliyor ve gerçek amaçları hakkında çok daha net bir fikir edinebiliyoruz. “Bu kitabı okuduğunuzda, ne kadar da benzer bir dünyada yaşadığımızı göreceksiniz.” Philippe Vallet, France Info “Etkileyici olduğu kadar düşündürücü bir siyasi-dinî gerilim romanı.” Martine Cossy, PAGE des libraires “Teolojik fikir tartışmalarını ön plana çıkaran enfes bir roman.” L’OBS “Sıradan bir gerilim romanı olduğunu sanıyorsanız aldanıyorsunuz.” Le Soir “Dos Santos, hikâyesinin gerçekçiliği sayesinde okuyucusunu kendine hayran bırakmayı başarıyor.” Direct Matin “Uzun yıllardır yapılan ‘roman yazarı yetişmiyor’ tartışmaları son bulmuştur.” La Provence “Dinin derinliği ve siyasetin alengirli doğası nefes kesici bir gerilim romanına dönüşmüş!” Sud Ouest JOSÉ RODRIGUES DOS SANTOS Portekizli gazeteci, yazar ve hâlen Lizbon Yeni Üniversitesi’nde gazetecilik üzerine dersler veren José Rodrigues dos Santos 1964’te Mozambik’te doğdu. Uzun yıllar BBC ve CNN için Güneydoğu Asya, Güney Afrika, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar gibi çatışmaların bol olduğu bölgelerde savaş muhabiri olarak çalıştı ve Portekiz Ulusal Televizyonu’nda ana haber programı sunuculuğu yaptı. Yaklaşık üç milyon kitap satışıyla Portekiz’in en çok satan yazarları arasında yer alan dos Santos’un kitapları 18 dile çevrildi. Uluslararası alanda çoksatanlar listelerine giren Tanrı’nın Formülü 2012’de Dublin Edebiyat Ödülleri IMPAC’e aday gösterildi. Yazarın dilimize çevrilen kitapları şunlardır: Tanrı’nın Formülü, Süleyman’ın Anahtarı, Kodeks 632, İsa’nın Son Sırrı, Vatikan, Yaşam Sinyali, Şeytanın Eli, Yedinci Mühür, Ölümsüz, Allah’ın Gazabı.
Yayın Evi
Pegasus Yayınları
Kitap Boyutu
13,50 x 21,00 cm